Romanlarında Anadolu insanının gerçek dünyasını destansı boyutlara
taşıyan, yaşanmış ve yaşanan gerçeği mitlerin, efsanelerin evreninde
çoğaltan Yaşar Kemal, sadece bir romancı ve halkbilimci değil, gazetelerimizde
modern röportaj yazarlığının da kurucusudur. Onun, her biri yayımlandığı
dönemde olay yaratan röportajlarında gerçek, hayat buldu ve okuyucuyu
sarstı.
Bu Diyar Baştanbaşa dörtlüsünün üçüncü kitabı Peri Bacaları
İstanbul çocuğunun gözünden Anadolu köylerine uzanır, süngercilere varır,
Van Gölü’ne, Çukurova’ya uğrar, doğaya misafir olur. Peri Bacaları Yaşar
Kemal’in sözcüklerinde periler diyarına dönüşür.
“Dersin ki Asyanın bozkırından çadırlarını alıp, atlarına binip, devesini,
koyununu, keçisini, malını toplayıp Anadoluya bir periler kavmi geldi.
Her biri bir taşa dokundu, nakış oldu. Tuttuğu taş nakış oldu. Sonra
kümbet oldu, cami, tımarhane, kervansaray, han oldu... Kafan bir an
periler üstüne çalışmışsa bu böyledir. Çaresiz.”
Yaşar Kemal
“Ortaya konan bu müthiş hakikatler karşısında ne söyleyeceğimi şaşırdım.
İçimden taşanları, kalemime gelenleri yazmamak için kendimi zorlayarak
susuyorum ve şahsen hiç tanımadığım bu cesur ve dürüst kalem arkadaşımı
alnından öpmekle iktifa ediyorum.”
Hüseyin Cahit Yalçın, Ulus, 6 Eylül, 1953
“Yaşar Kemal’in sanat çalışmalarında erişilmez bir doruk.”
Tarık Dursun K., Milliyet, 11 Mart, 1971